Birçok kişinin basit bir yağ bezesi ya da bölgesel yağlanma sandığı koltuk altı şişlikleri, aslında vücudun yanlış yerinde gelişen bir meme dokusu olabilir. Prof. Dr. Ahmet Karacalar, özellikle hormonal dönemlerde değişim gösteren bu yapıların ihmal edilmemesi gerektiği konusunda hayati uyarılarda bulundu.
İSTANBUL – Vücudumuzda fark ettiğimiz küçük değişimler bazen göründüğünden çok daha derin anlamlar taşıyabiliyor. Koltuk altında meydana gelen ve estetik bir sorun olarak görülen şişliklerin arkasında, tıp dilinde “Ektopik Meme Dokusu” olarak bilinen durum yatabiliyor. Konunun uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, bu dokuların sadece bir görüntü kirliliği değil, takip edilmesi gereken tıbbi bir oluşum olduğuna dikkat çekti.
Anne Karnındaki “Süt Hattı” Mirası
Prof. Dr. Ahmet Karacalar’ın verdiği bilgilere göre, bu durumun kökeni anne karnındaki gelişim sürecine kadar uzanıyor. Embriyo gelişimi sırasında koltuk altından kasığa kadar uzanan ve “süt hattı” olarak adlandırılan bir hat oluşuyor. Normal gelişimde bu hattaki dokular göğüs bölgesi hariç tamamen kaybolurken, bazı bireylerde bu yapılar varlığını sürdürmeye devam ediyor. Sonuç olarak; meme dokusu, olması gereken yerin dışında, en sık da koltuk altında gelişim gösteriyor.

Yağlanma mı, Hormonal Tepki mi?
Hastaların büyük bir çoğunluğunun bu şişlikleri sporla ya da diyetle gitmeyen bir “yağ birikintisi” olarak tanımladığını belirten Karacalar, ayrıcı tanının önemini şu sözlerle vurguladı: “Eğer bu şişlikler adet dönemlerinde, hamilelikte veya emzirme sürecinde büyüme, dolgunluk ve hassasiyet gösteriyorsa; bu durum dokunun hormonal duyarlılığa sahip bir meme dokusu olduğunun en güçlü kanıtıdır.”
Risk Faktörleri ve Kesin Çözüm
Ektopik meme dokusunun masum görünse de her zaman kontrol altında tutulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Karacalar, bu dokuların da tıpkı normal meme dokusu gibi iyi huylu veya nadir de olsa kötü huylu tümör riski taşıyabileceğini belirtti. Klinik muayene ve radyolojik görüntüleme ile kesin tanısı konulan bu yapılar için en etkili ve kesin çözüm ise cerrahi müdahale ile dokunun tamamen çıkarılmasıdır. Erken tanı, hem estetik konforu sağlıyor hem de gelecekte oluşabilecek ciddi sağlık risklerinin önüne geçiyor.


