Avrupa Birliği’nin satılmayan ürünlerin imhasını yasaklayan yeni düzenlemesi, lüks marka dünyasında stok yönetimi ve sürdürülebilirlik tartışmalarını beraberinde getirdi. Sektörün önde gelen isimleri, ürünlerin değerini korumak adına geçmişte başvurdukları imha yöntemlerini terk etmeye çalışırken, yeni yasaların getirdiği şeffaflık yükümlülükleri şirketleri strateji değişikliğine zorluyor. Mart ayından itibaren yürürlüğe girecek olan kurallar, markaların imha ettikleri ürün miktarlarını ve gerekçelerini raporlamalarını zorunlu kılıyor.
Lüks marka dünyasında imha politikaları ve yasal süreç
Lüks marka üreticileri, ürünlerinin özel ve ulaşılmaz kalması için indirimli satışlardan kaçınma eğilimi gösteriyor. Bu durum, satılmayan ürünlerin yakılması veya parçalanması gibi tartışmalı yöntemlerin geçmişte sıkça kullanılmasına yol açtı. Hong Kong’da Chanel’e ait bir depoda yaşanan hırsızlık davası, bu uygulamanın boyutlarını gözler önüne serdi. Mahkeme kayıtlarına göre, şirket belirli aralıklarla binlerce ürünü imha makinesinden geçiriyordu. Chanel, güncel uygulamalarının sürdürülebilirlik taahhütleriyle uyumlu olduğunu ve artık sadece sipariş üzerine üretim yapıldığını belirtti.

Fransa’da 2022 yılında kabul edilen döngüsel ekonomi yasası, moda şirketlerini satılmayan ürünleri yeniden kullanmaya veya geri dönüştürmeye zorunlu kıldı. Avrupa Birliği genelinde ise Ecodesign for Sustainable Products Regulation (Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Yönetmeliği) bu yıl büyük şirketler için devreye girdi. Burberry, Kering ve Prada gibi devler, imha uygulamalarını sonlandırma yönünde taahhütlerde bulunsa da uzmanlar yasalardaki boşlukların devam ettiğine dikkat çekiyor.
Yasal boşluklar ve şeffaflık baskısı
Yeni düzenlemeler, deri ürünleri ve logoları çıkarılamayan giysiler gibi bazı kategoriler için muafiyetler içeriyor. Ayrıca, onarım maliyetinin imha maliyetinden yüksek olduğu durumlarda şirketlere imha izni veriliyor. Çevreci gruplar, bu muafiyetlerin lobi faaliyetleri sonucu eklendiğini savunurken, sektör temsilcileri ise yüksek kaliteli geri dönüşümün imha olarak sınıflandırılmaması gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar, yasalardaki boşluklara rağmen raporlama zorunluluğunun sektörde köklü bir değişim yaratabileceğini ifade ediyor. Şirketlerin hangi ürünlerin satılmadığını kamuya açıklaması, rekabetçi bir ortamda markaların ticari sırlarını etkileyebileceği gibi, tüketiciler nezdinde de itibar riski taşıyor. Bu şeffaflık baskısının, imha yasağından daha etkili bir sonuç doğurabileceği değerlendiriliyor.
Lüks marka dünyasında yeni düzenlemeler neleri kapsıyor?
Yeni Avrupa Birliği kuralları, büyük moda şirketlerinin satılmayan ürünleri imha etmesini yasaklıyor. Şirketler, imha ettikleri ürünlerin miktarını ve nedenlerini şeffaf bir şekilde raporlamakla yükümlü tutuluyor.
Sektördeki muafiyetler nelerdir?
Yasa; deri ürünleri, el çantaları ve logoları zarar vermeden çıkarılamayan giysiler için belirli muafiyetler tanıyor. Ayrıca, onarımın imhadan daha maliyetli olduğu durumlarda da istisnalar uygulanabiliyor.


