Anasayfa / KÖŞE YAZILARI / MODA VE ZAMANIN RUHU

MODA VE ZAMANIN RUHU

İstanbul Kültür Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi Serpil AYMAZ

Yenilikler ve Yaratıcılıkların Modaya Etkisi

İnsanların yeni biçimler yaratma ve giyinme tutkusu modayı yaratan en büyük etkendir. Böylece insanoğlunun arzusunun, yalnızca “örtünmek” değil “giyinmek” olması ile birlikte moda kavramı doğmaktadır. Moda; kabul görmüş,alışkanlık haline dönüşmüş olanın tersine, alışkanlık dışını, acayip olanı, tuhafı,
dikkat çekici olanı diğer bir değişle nasıl olursa olsun, farklı olanı kendi içinde toplayan bir olgu olmuştur.
Yaratıcılık, insanın sosyal, manevi, estetik, bilimsel veya teknolojik değeri olduğu kabul edilen fikirleri, görüşleri, buluşları veya artistik objeleri üretme kapasitesi olarak tanımlanırken moda sektörünün dinamik yapısında önemli bir
etkendir. Daha önceden kurulmamış ilişkiler arasındaki ilintileri kurabilme, böylece yeni bir düşünü şeması içinde, yeni yaşantılar, deneyimler ve özgün düşünceler ile yeni ürünler ortaya koyabilme yetisi olan yaratıcılık, tasarım boyutunda kişiler arası fark yaratmada etken bir güç olarak belirmektedir. Giysi tasarımcısı sorunlara duyarlı, akıcı düşüncelere sahip, özgün düşünebilen, eleştirel, yaratıcı, yenilikçi, girişimci ve hırslı kişilik özelliklerine sahip olmalıdır. Bu nedenle, moda tasarımcısı, çoğu insanın yaptığı gibi, bilgiyi süzgeçten geçirip, herkesin görebildiği çözümle sonuca gitme eğiliminde olmamalı, yakınsak düşünmeden, sorunlara çok geniş açıdan bakarak, çok yönlü ve yaratıcı çözümler bulma yoluna gitmeli, yani ıraksak düşünmelidir. Tasarladığı ürünlerde yeni ve farklı olma niteliklerine sahip olmalıdır.

Moda tasarımcılarının temel özelliği toplumun beklentilerini ön görüp, yetenekleri ile birleştirerek ortaya koydukları yeni tasarımlardır. Bunun bilincinde olan ünlü tasarımcılar kendi çizgilerini koruyarak, zamanın getirilerine uygun yeni stiller oluşturmaktadır.

Zamanın ruhunu üzerinde taşıyan tasarımlar arasında 1940’lı yılların buhranlı dönemleri Nisan 1947’de Vogue 1910’ dan beri moda dünyasında gerçekleşen en radikal değişime tanıklık etmektedir. Christian Dior yeni koleksiyonuyla Paris’in gözdesi olmaktadır. Koleksiyonun sloganı ‘ Modanın Marne
Savaşı’ dır. Dior’un fikirlerini “büyük bir yetkinlikle açıklanmış yepyeni fikirler “olarak tanımlanmaktadır. Vogue dergisi Dior’un geliştirdiği New Look kavramının devrim yaratan
yönünün ayrıntılarını şu şekilde anlatmaktadır. Beli sıkıştıran geniş bir kemer ve belden yukarıda derin ve geniş kesimli kısım esas can alıcı bölüm ise şuydu: “ Dior eteklerinde kumaşı cömertçe kullanıyor. Yünlü günlük bir elbisede on üç buçuk metre, kısa bir tafta akşam kıyafetinde yirmi iki metre.” New Look akımı halkta farklı arayışlara neden oldu. Artık insanlar çok daha kaliteli farklı olanı arıyorlardı. “ Haute couture” alanında ulaşılan estetik çizgi toplumun alt kesimlerini de etkisi altına almıştı. Bu durumun farkına varan hazır giyim sektörü de bu dönemeci iyi değerlendirdi.

1950’li yıllar tanıtım çabaları kendisinden önce gelenleri de aşan bir adam olan Christian Dior’un yükselişine tanıklık etmektedir. Yeni görüntünün mucidi vizyon sahibi bir tasarımcı olmasının yanı sıra
geliştirdiği fikirlerle de ilkleri hazırlamıştır. 1947 yılında ilk parfümünü çıkardı,1948 de ilk hazır giyim mağazasını New York’ta açmıştır. Marka lisansı ile çorap ve kravatları satılmaya başlayarak, Londra’dan Havana’ya kadar dünyanın her yanında şubeler açmıştır. 1957 yılında zamansız bir şekilde öldüğünde binin üzerinde çalışanı bulunmaktaydı.

Newlook akımının kadınsı çizgileri 1960’lı yıllarda “Twiggy” akımı ile sona ermektedir. Twiggy olarak bilinen model Lesley Hornby kadın siluetine yeni bir kavram getirmektedir. Çarpık bacaklar, ergin olmayan fizik ile çok zayıflığı Twiggy’i temsil etmekteydi. Büyük gözükmek isteyen küçük kızlar ve
küçük gözükmek isteyen kadınlar bu görünüme benzemeye çalıştılar. Çocuk gibi bakan genç kadınlar baby-doll tarzı kolsuz elbiseler, mini etekler giymiştir. Twiggy ;modanın kendi imajını diri ve taze tutan bir özelliği olan “genç olma” arzusuna karşı verilmiş bir cevap niteliğindedir.

70’li yıllarda modadaki yenilikler hız kesmeden devam etmektedir. Sanat okulları çok sayıda genç ve asi tasarımcıyı mezun etmiş ; rock, avangard giyim tarzını benimsemiş, moda ile ilgili yayınlarda patlama yaşanmış ve stilistlerin ilk kuşağı, iyi huylu giyim diktatörleri, tüketicilere ne giyeceklerini, nasıl
giyeceklerini söylemeye başlamışlardı.

Yetmişli yıllarda kaliteli ürün ve sıradan ürün farkı önem kazanmaktadır. Paris modası, kaliteli ürüne karşı ticari olarak kendini savunabilmek için yeni stratejiler geliştiriyordu. Bu arada hazır giyim sektörü, altmışlı yıllarda “ stilist” adı verilen sanatçı –işletmecilerden yararlanarak kendini yeniliyordu. Yetenek, kimliliğini birey olarak kanıtlama ihtiyacı duyuyordu. Moda dünyasında, her yaratıcı birey özgün bir varlıktı ve “Genç tasarımcılar”ın önü açılıyordu.

Seksenli yılların abartılmış, süslü ve gösterişli moda akımlarından sonra doksanlı yılların ilk dönemlerinde eminilasyonlar, basitleştirme ve sadeleşmelerden sonra, doksanlı yılların modasında “minimalizm” yer almaktadır. Yetmişli yılların avangart sanat terimi olan minimalizm, modaya
gerçek bir sadelik getirmiştir. Minimalizm, kendini giysi tasarımından, iç dekorasyona kadar birçok alanda hissettiriyordu. Calvin Klain, sadeleşme hareketinin ilk temsilcilerinden biri olarak belirtiliyordu.

Doksanlarda “Moda yakışandır “sloganı modada farklı kulvarlar oluşturmaktadır.Tek bir modadan söz edilmemektedir, bireysel tercihler ön plana çıkmaktadır.Bu açıdan moda tasarımcılarının egemenlik alanı sona ermiş ve sokaktaki insanların arzuları, istekleri onları yönlendirir duruma gelmiştir.
Böyle olunca her sezon birbirinden bağımsız birçok yönelimin izleri podyumlara, vitrinlere taşınır olmuştur. Artık herkes kendini imajını yaratacak doğru tercihleri yapmak zorundadır.
Ancak bu sırada yeni bir dönem başlamaktadır o dönem “susuzluk hiçbir şeydir, imaj her şeydir” sloganı ile “ İmaj “ yükselen bir değerdi ve moda bireylerin istekleri doğrultusunda ona şekil veren konumdaydı.
2000’li yıllara girildiğinde yeni yüzyılın vermiş olduğu heyecanla minimalist akıma karşı gösterişli ve pırıltılı tasarımlar ile başlanmıştır. Fakat millenyumun yeni çizgileri geçen yüzyılın tekrarı niteliğindedir. 2000’ler de her sene için ayrı moda anlayışı, yerini geçmiş dönemlerin yeni versiyonlarının yapılmasına bırakmıştır.

Moda eğilimleri incelendiğinde 2005’de 40’lı yılların,2007’de 60’lı yılların modernize edildiği görülmektedir. Küresel ısınma etkisiyle kumaşların incelmesi, teknolojinin gelişmesiyle su ve leke tutmayan, buruşmayan termofizyolojik özellikler kazanması ötesinde tasarımda çarpıcı ve yeni bir değişiklik görülmemektedir.

Hakkında Serpil Aymaz

Serpil Aymaz
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu, Serpil Aymaz, okul yılları dahil olmak üzere tekstil sektöründe çalışmaya başlamıştır. Tekstil tasarım ve tekstil üretim planlaması dalında uzun yıllar yöneticilik yapmıştır. Haliç Üniversitesi, Moda ve Tekstil Tasarım bölümünde yüksek lisansını tamamladıktan sonra, 2012 yılında Kültür Üniversitesi, Moda Tasarım bölümünün kurucu ekibiyle birlikte sektör deneyimlerini ve bilgilerini aktarmak üzere öğretim görevlisi olarak göreve başlamıştır. Aynı zamanda Pozitif Desen Tasarım Ofisi olarak, yurtiçinde ve yurtdışında sektörün dev markalarına desen tasarım ve baskı öncesi hazırlık hizmeti vermektedir. 2017 yılının Mayıs ayında yaptığı defile ile kendi markası olan Misurafit’i yine kendi desen ve tasarım ve modelleri ile beğenilerinize sunmuştur. Hedefi, sektöre ilgi duyan öğrencilerine yol göstermek, en değerli varlığı olan kızı ve oğluna firması ve markasını emanet etmektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

DÜNYAYI AŞKINA BOYUN EĞDİRİR

Oysa İngiliz kadının aşkında tam tersi bir durum var, İngiliz kadını dünyayı aşkına boyun eğdirir.O, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir