Fransız modasının “enfant terrible”ı Jean Paul Gaultier’nin emekliliğinin ardından markanın başına geçen ilk daimi Kreatif Direktör Duran Lantink, Paris Haute Couture Haftası kapsamında merakla beklenen Haute Couture Sonbahar/Kış 2026/2027 koleksiyonunu sergiledi.Hollandalı tasarımcı, markanın deneysel ve kapsayıcı mirasını kendi sürrealist, heykelsi ve teknolojik vizyonuyla harmanlayarak podyumda ezber bozan bir gösteriye imza attı.

3D Teknolojisi ve Versailles Sarayı’nın Büyüsü Bir Arada
Koleksiyonda Jean Paul Gaultier’nin 1985 yılında koreograf Régine Chopinot için tasarladığı tarihi kostüm arşivlerinden ve Marie Antoinette’in Versailles Sarayı’ndaki ihtişamından ilham alan Lantink, geleneksel el işçiliğini geleceğin teknolojileriyle buluşturdu. 3D baskı teknikleriyle üretilen dış iskeletler (ekzoskeletler), çan formundaki elbiseler, kalça ve gövdeden taşan tüp yapılar ile yana kaydırılmış korse detayları podyumda adeta canlı birer heykel gibi süzüldü. Geleneksel krinolinlerin ve tül katmanlarının mimari hacimlerle birleştiği koleksiyon, couture zanaatını yalnızca giysi üretimi değil, beden üzerinde yapılan radikal bir form araştırmasına dönüştürdü.

İşlevsellikten Sanata: Yeni Bir Couture Dili
Couture’ün pratik veya giyilebilir olma zorunluluğunu sorgulayan Lantink, form arayışını ve hayal gücünü tasarım sürecinin merkezine koydu. Gaultier’nin ikonik koku şişelerini ve korselerini anımsatan hatlar; paslanmaz çelik görünümlü detaylar, mikro boncuk işlemeleri ve katmanlı tüllerle yeniden yapılandırıldı.Lantink’in bu ilk couture sunumu, Jean Paul Gaultier mirasının geçmişe takılı kalmadan, teknoloji ve cesur silüetlerle geleceğe nasıl taşınabileceğinin en güçlü kanıtı oldu.


