Anasayfa / KÖŞE YAZILARI / GÜVENDE MİYİZ?

GÜVENDE MİYİZ?

BURCU POLATDEMİR/ NLP UZMANI VE PROFESYONEL YAŞAM KOÇU

GÜVENDE MİYİZ?
Merhaba,
Bugün sizlere ‘güven’ kelimesinden biraz bahsetmek istiyorum. Güvenmek, güvenlik, güvende hissetmek, güven problemi gibi örnekler içinde kullanırız. Fakat bugün değineceğim bölümü, fiziksel olarak güvenlik değil manevi anlamda güven hissiyatı üzerinde durmak olacak… Size his olarak ‘güvende olmak’ neyi ifade ediyor? Sevilmek mi, bağlılık hissettiğiniz bir sevgili mi, ailenizin desteği mi yoksa bunların dışında maddiyat olarak ele alırsak para mı, geleceğinizi güvende hissedeceğiniz bir iş mi? Peki neden “güvende olma’’ hissine ihtiyaç duyarız sizce? Güven duygusu bizde neyi ifade eder.
Aslına bakarsak güven kimimiz için huzur, kimimiz için de hayatın olmazsa olmazıdır. Kendini manevi anlamda huzurlu hissetmemek çoğumuzun normal yaşam düzeyini olumsuz etkileyebilir. Sevdiğiniz insanın size güven vermesi size neyi ifade eder. Duygusal ilişkilerinizde kendinizi güvende hisseder misiniz?
Genelleme yaparak sormuş olsam da buna kimse olumsuz yanıt vermez ama bu his karşımızdaki kişinin sadece ‘seni seviyorum’ sözleriyle oluşmaz elbette ki ya da hayatınızda kalma süresinin uzunluğuyla ölçülebilen bir oran değildir bu. O kişinin size verdiği kendi iç sesinizi dinlediğiniz, bilinmez bir hissiyatla duyduğunuz kabul ediştir. Sınava tabi tutmaya gerek duymadığınız, hangi şartta olursa olsun başkasının bahsettiği olaya bile tanıdığınız bildiğiniz kendiniz kadar emin olduğunuz kadar o kişinin arkasında durabilmektir. Bu herkes için hissedilmez. Güven alınmaz verilir, hissettirilir. Peki, bu hisse bu kadar ihtiyacımız varken ona körü körüne bağlıyken onun yoksunluğu diğer bir deyişle güven kaybı neler yaşatır. Bazen çok şey… Bazen bir daha kimseye güvenmeyeceğim sözleri takip eder bazen de güvenmemeliydim diye hatayı kendimizde arayarak buluruz çözümü. Fakat her ne şartta olursa olsun kırılırız, beklentilerimiz azalır, küseriz ve kimimiz için de duvarlarımızı tekrar örer tekrar bu güveni sağlayacak kadar güvenmeden o duvarları kimse için kaldırmayız.

Peki, doğru mu yaparız? İnsanoğlu dünyaya ‘hayatta kal’ içgüdüsüyle gelir ve her daim bununla hareket eder tüm davranışlarımızın temelinde bilinç dışı zihnimizde bu vardır. Hayatta kal ama bu vahşi ormanda yaşamak gibi bir şey olmadığına göre modern dünyada nasıl devam edeceğiz hayatımıza güvenli bir şekilde. Sürekli korunarak aman bana zarar gelmesin şeklinde yaşayacak bir dünyaya sahip olmadığımıza göre önce kendimize daha sonra birilerine güvenmemiz gerekir. Bu güven kelimesine verdiğimiz öneme göre hayatımızda bazı yerler açarız. Yaşadığımız içinde bulunduğumuz bu modern dünyada popüler kültür bize sürekli her an olumsuzlukla karşılaşacağımız hissini bilinçsiz zihnimize televizyon izlerken sinsice yerleştiredursun diğer yandan reklamlarda ‘her an zor durumda kalabilirsiniz hadi önlem alın’ uyarılarıyla bize en ufak olumsuz bir koşulda kötü bir senaryoları ardı ardına sıralar buluruz kendimizi… Başkalarına güvenirsek hep mi ortada kalırız. Hüsrana mı uğrarız. Evet, bunlar kötü senaryolar. Başkalarına elbette ki güvenmeliyiz aksi takdirde hayatımız çekilmez bir hal alabilir fakat duygusal dünyanızda edindiğiniz olumsuz bir tecrübe de sizi olumsuz etkileyebilir. Bunları kişilere ya da olaylara mal etmeden çıkarımlar yaparak neler öğrendim bu etkileşimimden diyebiliyorsak ne ala ama bunu hayatımızda sırtımızda bir yük olarak taşıyorsak bizim için tehlike çanları çalıyordur ki bu duyguyu hırs, intikam gibi duygular da takip edebilir. Bu örneklerle içindeki hırsı ve öfkeyi atamamış bir çok insan tanıdım bu zamana kadar. İntikam her geçen gün insanı aşağı çeken çok zararlı bir duygudur. Doğrusu yaşadığımız olay ne kadar olumsuz olursa ‘neden’ sorusu yerine ‘nasıl’ı sorarak içinden çıkabildiğimizdir. Ne öğrendiğimizdir. En başta kendimize inanmak ve güvenmek çok önemlidir. Kendi kapasitemizin farkında olmak her ne şekil bir ilişki yaşıyorsak yaşayalım aşk, arkadaş, akraba, kardeş bunun bir bağımlılık olup olmadığının farkında olmak kendimizi güvende hissettirir… En yakınımızda mutlaka bizi seven insanlar var zaman zaman onların da bize el uzatmaları bizi iyi hissettirebilir fakat biz eğer kendimizi güçlü hissedebiliyorsak, öğrendiğimiz acı verici tecrübeler de olsa her olaydan en doğru hislerle ayrılabiliyorsak yeni tecrübelere doğru yelken açabiliriz. En başta hayata güvenerek bu dünyadaki varlığımıza ve bu dünyaya gelme nedenimize ve yaratana güvenerek başlayabiliriz.

Son zamanlarda izlenme oranının yüksek olduğu televizyon dizilerinden birinde işlenen bir konudan bahsederek bu yazımı sonlandırmak istiyorum. Hikayenin kahramanı genç, ailesinin karşı çıktığı sevdiği kadınla birlikte olabilmek için ailesi ve sevdiklerini arkasına alır ve tamamen güven duyduğu kadınla hayatını yaşamaya karar verir. Taa ki hikayenin kahramanı sevdiği ve güvendiği kadının onu en yakın arkadaşıyla aldattığını öğrenene kadar. Hikayenin sonu tahmin ettiğiniz gibi denize yakın bir uçurum kenarı ve artık kimseye güvenim kalmadı repliği. Elbetteki bunlar gerçek hayatta da yaşanmış olaylardır fakat bu bize küçük yaşta öğretilmişliklerimizde şunu gösteriyor. ‘Kendinden başka kimseye güvenme’ diye büyütülen bir toplumduk en ufak bir hayal kırıklığı bizde yıkım yaratıyorken önce kendimize komplekssizce sağlıklı şekilde güvensek sonra bağımlılık olmadan hayatımızdaki diğer insanlardan da aynı güveni dozunda alsak fena olmaz mı ?
Hepinize İyi haftalar

Hakkında Burcu Polatdemir

Burcu Polatdemir
İstanbul Üniversitesi mezunu olan Burcu Polatdemir, ortalama 16 senedir çalışmış olduğu  perakende şirketlerinde vermiş olduğu iletişim ve motivasyon kaynaklı eğitimleri gitgide  büyüterek birçok şirketin başarısına destek olmuştur. İstanbul Üniversitesi'nde Dış Ticaret Eğitimi, La Salle Internatıonal Academy'de hazır giyim sertifika programı almış olup, iyi derecede İngilizce ve İspanyolca bilmektedir. Ortalama 2,5 senedir milliyetblog/yasamsenin bloğunda kişisel gelişim yazıları yazmakta olup, modatava.com internet sitesinde düzenli köşe yazıları paylaşmaktadır. Bu yola çıkarken onu harekete geçiren ilk duygunun ''başkalarının hayatında farkındalık yaratmak'' ve ''hayatlara bir nebze olsun ışık tutabilmek''diye belirten  Burcu Polatdemir, bu mottoyu onu harekete geçiren  en önemli motivasyon kaynağı olarak belirlemiştir. Bütün bunlarla birlikte; Avrupa ve Amerika'da katılmış olduğu seminerlerde koçluk kavramının'' insan hayatına destek''olgusuyla bütünleşmesi hayat amacının ne kadar doğru olduğunu göstermiş kendisine. Burcuileyasamsenin markasını kurarak, yaklaşık 5 senedir Nativa Coaching'te yürütmüş olduğu koçluk mentörlüğüne ve  NLP uzmanlığına kendi markasıyla devam etmektedir. Eğitimini  Almanya Münih kaynaklı VİVA Coaching and Therapy Enstitüsü aracılığıyla tamamlayan Burcu Polatdemir, Quantum alanında çalışmalar ve araştırmalar yapmaktadır. Bireysel koçluk, ebeveyn koçluğu, öğrenci koçluğu ve satış koçluğu alanlarında aktif hizmet vermektedir. Burcu Polatdemir, İletişim kurabildiği kişinin hayatına, fayda sağlayacak farkındalıklarla ışık tutabilmeyi hedeflemiş olmaktan mutluluk duyuyor ve her geçen gün bu sayının artması onun en büyük kıvanç kaynağı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

DÜNYAYI AŞKINA BOYUN EĞDİRİR

Oysa İngiliz kadının aşkında tam tersi bir durum var, İngiliz kadını dünyayı aşkına boyun eğdirir.O, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir