İklim krizi dünyanın en öncelikli konularından biri. Moda markaları da bu konuda önemli çalışmalar yapıyor. Uluslararası çevre örgütü Stand.earth de küresel giyim ve ayakkabı sektörüne yön veren 42 dev markanın iklim kriziyle mücadele performansını detaylı bir çalışmayla inceledi. Şirketlerin tedarik zincirlerindeki fosil yakıt kullanımı, kömürden çıkış süreçleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeşil lojistik politikaları doğrultusunda hazırlanan raporda; sektörün “En İyileri” ve “En Kötüleri” açıklandı.
Araştırma sonucunda hiçbir marka en yüksek derece olan “A” notuna ulaşamazken, markalar A’dan F’ye kadar uzanan bir skala üzerinde derecelendirildi.

Sektörün En İyileri
Zirvedekiler (B Seviyesi)
1. H&M Group (B+): Listenin en üst sırasında yer alan H&M, tedarik zincirindeki fabrikaların temiz enerjiye geçişini doğrudan finansal kaynaklarla desteklemesi ve kamuoyu önünde yenilenebilir enerji politikalarını savunmasıyla “En İyi” unvanını kazandı.
2. Eileen Fisher (B-): Sentetik elyaflardan uzak durması, doğal/organik malzeme kullanımı ve döngüsel moda (tamir ve ikinci el) süreçlerini iş modelinin merkezine koymasıyla zirveye ortak oldu.
En iyi dereceyi alan şirketlerin ortak başarısı, sorumluluğu yalnızca kendi genel merkezleriyle sınırlı tutmayıp, ürünlerin üretildiği Asya’daki tedarikçi fabrikaları da kapsayacak finansal ve teknolojik karbonsuzlaşma adımları atmaları oldu.

Sektörün En Kötüleri
Dibe Vuranlar (F Seviyesi / Başarısız)
1. SHEIN (F): Ultra-hızlı moda iş modeli, petrol türevi sentetik kumaş bağımlılığı ve binlerce ürünü doğrudan tüketicilere ulaştırmak için kullandığı uçak kargo (hava yolu) taşımacılığı nedeniyle emisyonlarını en çok artıran ve listenin en altında yer alan marka oldu.
2. Boohoo (F): Tek kullanımlık hızlı tüketim kıyafetleri üretimi ve tedarik zincirindeki fosil yakıt şeffaflığının olmaması sebebiyle sınıfta kaldı.
3. Aritzia, Columbia Sportswear ve Under Armour (F / D-): Yenilenebilir enerjiye geçiş taahhütlerinin yetersizliği ve üretimde kömür kullanımına göz yummaları nedeniyle en düşük notları aldı.
Sınıfta kalan markaların en büyük ortak sorunu; dayanıksız ve ucuz sentetik (polyester/naylon) kıyafetleri devasa hacimlerde üretip küresel ölçekte dağıtmaları. Bu iş modeli, petrol çıkarımından atık dağlarına kadar uzanan zincirde çevresel yıkımı doğrudan tetikliyor.

42 Markanın Tam Sıralama Listesi
1. Öncüler (B Grubu): H&M Group (B+), Eileen Fisher (B-)
2. Ortalama Üstü / Dönüşüm Çabasında Olanlar (C Grubu): Kering Grubu (Gucci, Balenciaga vb.) (C+), Levi Strauss & Co. (C+), Patagonia (C+), Inditex (Zara, Pull&Bear) (C), Nike (C), Puma (C), Mammut (C), Lululemon (C), Adidas (C-), PVH Corp. (C-), Burberry (C-)
3. Yetersiz Kalıp Riski Taşıyanlar (D Grubu): REI (D+), Allbirds (D+), Ralph Lauren (D+), On Running (D+), GAP Inc. (D+), New Balance (D+), Asics (D+)
4. Sınıfta Kalanlar (F Grubu): Under Armour (F), Columbia (F), Aritzia (F), Boohoo (F), SHEIN (F)
Kömür Bağımlılığı ve Üretim Tesislerindeki Enerji Çıkmazı
Rapora göre moda sektörünün iklim krizi üzerindeki ağır yükü, büyük oranda Asya ülkelerindeki üretim tesislerinde devam eden fosil yakıt kullanımından kaynaklanmakta. Tekstil fabrikalarında kumaşların boyanması, yıkanması ve işlenmesi aşamalarında yüksek miktarda ısı ve elektrik enerjisine ihtiyaç duyulmakta. Şirketlerin büyük bir kısmı küresel çapta emisyon azaltma vaatlerinde bulunsa da, imalatın gerçekleştiği tedarikçi tesislerde kömür kullanımını tamamen sonlandıracak somut finansal ve teknolojik yatırımları hayata geçirmekte yetersiz.

Sentetik Kumaş İstilası ve Petrokimya Bağlantısı
Moda endüstrisinin petrokimya sektörüne olan bağımlılığı, tekstil üretiminde kullanılan hammadde tercihlerinde açıkça görülmekte. Rapora göre günümüzde kıyafet üretiminde kullanılan malzemelerin büyük bir bölümünü polyester ve naylon gibi petrol türevi sentetik elyaflar oluşturmakta. Dayanıklılığı düşük, geri dönüştürülmesi zor ve üretimi yüksek karbon emisyonu üreten bu sentetik kumaşlar, hızlı moda markalarının maliyetleri düşürme stratejisinde kilit bir rol oynarken, sektörün fosil yakıtlardan kopmasını doğrudan engellemekte.
Döngüsel Moda Adımları ve Lojistik Süreçlerdeki İkilem
Sektör adına umut verici gelişmelerin başında, değerlendirilen markaların ezici bir çoğunluğunun ikinci el satış, ürün tamiri veya geri dönüşüm programlarını iş modellerine entegre etmeye başlaması geliyor. Ancak bu olumlu adımlar, doğrudan tüketiciye satış yapan e-ticaret devlerinin hava yolu taşımacılığına dayalı hızlı teslimat politikaları nedeniyle gölgeleniyor. Maalesef uçak kargosuyla yapılan küresel sevkiyatlar lojistik kaynaklı karbon ayak izini katlayarak büyütmekte ve döngüsel modadan elde edilen çevresel kazanımları zayıflatmakta.

Türkiye’ye yönelik ağır eleştiri
Raporda Türkiye’ye yönelik de dikkat çekici ve sert eleştiriler yer alıyor. Türkiye, Çin, Vietnam ve Bangladeş ile birlikte moda endüstrisinin üretim faaliyetlerini yoğunlaştırdığı ve çevresel açıdan kirletici üretim merkezleri arasında gösteriliyor.
Raporda, moda sektörünün iklim krizindeki sorumluluğunu azaltmak amacıyla üretimin önemli bölümünü bu ülkelere taşeronlaştırdığı savunuluyor. Raporda, “Moda endüstrisi, üretimini Çin, Vietnam, Türkiye ve Bangladeş gibi kirletici fabrikalara taşeronlaştırarak iklim krizindeki rolünden sorumlu tutulmaktan kaçınıyor” ifadelerine yer veriliyor.
Moda sektörünün küresel iklim kirliliğinin en az yüzde 4’ünden sorumlu olduğu belirtilen raporda, sektörün tek başına bir ülke olması halinde dünyanın iklimi en fazla kirleten dördüncü ülkesi konumunda bulunacağı öne sürülüyor.
Raporda ayrıca dünya genelinde liderlere daha güçlü iklim politikaları ve yatırımları için baskı yapılırken, moda sektörünün bu tartışmaların dışında kaldığı eleştiriliyor. Çalışmada, yüksek çevresel etkiye sahip sektörlerin sorumluluktan muaf tutulmaması gerektiği vurgulanarak, “Bu kirletici endüstrilerin sorumluluktan kurtulmasına neden izin veriliyor?” sorusu yöneltiliyor.


